
HAYAL DÜNYASINA 2 KİŞİLİK BİLET
Ne üç yıllar ne beş yıllar. hatta onlarca yüzlerce yıllar. Senelerin avareliğinde boğulmuş birisi olmaktan nefret ederdi her zaman. Ona yılların geçtiğini hatırlatacak tek şey salonun baş köşesinde duran gramafondu yalnızca. Ara sıra açıp dinlemeye yeltenirdi. Lakin o kadar eskiydi ki artık cızırtıdan başka bir şey çıkarmıyordu. Bazen aradan Nuri SESİGÜZEL in tok sesini duyuyor, mutlu oluyordu. Ufak şeylerden mutlu olma sezonuydu bu mevsim onun için. Kışı hiç sevmez, ama bu mevsimi severdi. Bu mevsimde doğmuş, bu mevsimde olmuştu. Kendini kendine en yakın hissettiği mevsimdi. Evet soğuktu hava. Lakin soğuk ne ki insanın sobası içinde olunca. İşleri erken bitmişti bugün. "Eve mi gitsem" diye düşündü, vazgeçti. Belki bir kafe, sıcak bir kahve. hayır onu da istemedi. Bir kaç eş dost ziyareti nasıl olur. Çok konuşmaya mecali olmadığını hissetti. Sinema hep iyi bir seçenek olmuştur. Evet ama o AVM lere girmek istemiyordu. En iyisi kendisiyle bir seyahate çıkmaktı. Hemen iki kişilik bilet aldı hayal dünyasının ilk trenine kendisi ve kendisi için. yolculuk çok uzun değildi. Ama trenleri severlerdi. keşke imkan olsa da tüm dünyayı dolaşsalardı tren ile. Evet evet tüm dünyayı tren ile dolaşmaya senelerce sürecek olsa da razılardı. Düşündüler "madem bu kadar istiyoruz, bu günkü hayal dünyamızın konusu dünyayı dolaşmaya hazırlananlar olsun" dediler. Hemen işe konuldu. Gidilmek istenen yerlerin sırası çıkarıldı önce. En çok görülmek istenen yerler ilk sıralara yazıldı tabi ki. Kavgalar çıkmadı değil ilk gezilecek yerler konusunda. İspanya da seçenekler arasındaydı Hindistan da. Ama ortak nokta her zaman olduğu gibi bulundu. Liste tamamlanınca gidilecek yerlerde nerelere uğranacak, neler yenilecek,nelere vakit ayrılacak ayrıntılarına girildi. Hayal dünyasında zaman merfumu yoktu. O yüzden rahatlardı. Gezide nelerin giyileceği bile belirlendikten sonra duraksadılar. Bir birlerine baktılar. Yine konuşmadan anlaştılar. "Madem hayal dünyamızda bu kadar özgürüz, neden gerçek dünyamızda olmayalım". Belki trenle gezemeyeceklerdi, evet. Yada tüm listeyi tamamlayamayacaklardı hiç bir zaman. Ama bu sebepler başlamalarına engel değildi. Bir sıfırdan büyüktür. Kalktılar aceleyle. Aldılar hayal dünyasında hazırladıkları seyahat valizlerini. İstikamet gerçek dünya tren istasyonu. Aldılar biletlerini. Kendisi ve kendisinden başka kimse yoktu trende. Gerçek dünya istasyonuna gelince yavaşladı tren. Metal fren sesleri eşliğiyle duruverdi. Trenin kapıları açıldı. Bomboş olan istasyonda, tamda oturdukları vagonun iniş kapısının önünde ufak biri belirdi. Kapıya doğru yaklaştılar. Gelen de kendileriydi. hayal dünyasında hazırladıkları valizleri usulca yere bıraktılar. İndiler trenden. Tren hiç beklemeden devam etti yolculuğuna. Bütün planlarını erteleten kendilerini de aldılar yanlarına. Biraz sancılı ama çok çok mutlu devam ettiler üç kişi, tek ruh olarak gerçek dünya yollarına. Ama tam istasyondan ayrılırken ileri bir tarihe hayal dünyası biletlerini almayı ihmal etmeden...