14 Eylül 2012 Cuma



Yıllarca sürmüş derin uykudan uyanan "yedi uyurlar" gibi uyandı uykusundan. Uyandı ama kalkmadı yatağından. Severdi yatakta keyif yapmasını. Annesi gelip başını okşayıp "hadi kızım geç kaldın" demeyene kadar çıkmazdı yatağından. Lakin  yoktu annesi bugün. Babası, abisi yada başka biri. Hiç kimse yoktu. Bunun keyfini mi çıkarsa yoksa üzülse mi bilemedi. Kendi bilmezliğine sarılıp tekrar uykuya dalmaya çalıştı. Bilmezliği çok soğuktu yapamadı. 
      Gidilmesi gereken bir okul vardı. Kalktı yatağından. Kocaman gözlüklerini taktı gözüne. Soğuktu her yer. Üşüdü. Saate baktı. Geç kalmamıştı. Kahvaltı yapmayı sevmezdi. Karışacak kimse olmadığından sevmediği şeyi yapmadı. Düşündü, bugün okula gitmesem ne olur diye. On yaşındaki bir çocuk için fazla düşünüyordu. Fazla düşünen beyin okul gitmediği zaman ne olacağını da düşündü bir anda. Korktu. Mavi önlüklerini giydi. Bembeyaz dantel işlemeli yakasını taktı. Okul yolu uzundu. Yakansının düğmesini vurur vurmaz bu geldi aklına. Dertlendi. Her gittiği yolun birde dönüşü vardı çünkü. Okuldan çıkıp evine koşarak giden çocuklara özenirdi hep. Okuldan çıkar arkadaşlarıyla koşar, bir süre sonra yavaşlardı otobüse binmek için. Emindi yaşı kaç olursa olsun otobüsleri sevmeyeceğine. Beklide yürüyerek gidemediği için hiç okula otobüsleri sevmediği kadar yürümeyi sevecekti. Çantasını hazırladı. Çok iri bir çocuk değildi. Zayıftı fakat cılızda sayılmazdı. O kocaman çanta ağır gelmezdi hiç ona. Çantasındaki kitap ,defterleri kontrolü bitmiştiki gözü hafif buğulu camlarının arkasında ki bisikletine takıldı. Okula gitmek bir kat daha zorlaştı ona. Bir an önce bisikletine binmek istedi. Hava soğuktu ama olsun. Yün eldivenleri vardı sıcacık tutan. Sonra düşündü bir an önce okula gidip gelmeliydi ki bisikletine binebilsin. Çantasını aldı, montunu giydi, anahtarları aldı, toplanmamış kahvaltı masasına son bir bakış attı. Çıktı evden, kapıyı kilitledi ve büyüdü 29 yaşına geldi. Ilık bir rüzgar esti. Yalnızlığını alıp götüren. Hava ısındı sonbahar oldu. Müstakil evin yerini koskoca bloklar bisikletinin yerini ise arabası aldı. Her şey değişti. Gitmesi gereken yer dahil. Bekleyeninin olduğu  bir yere gidiyordu artık. Ömrünün geri kalanını geçireceği yere… koş artık istediğin kadar koş. Saat sekizde gerçekten ilk öpüldüğün yere koş…